Uykudan Önce Düşünceler

 14 ya da 15 yaşımda yazdığım bir kısa hikaye

Ölüm yokluk varoluş krizi geçirdiği zaman annesine gider, ağlar, annesi onunla bazen

konuşup sarılırdı. Annesinin kolları altında duyduğu huzuru başka hiçbir yerde bulmadı.

Şimdi ise annesi bu dünyadan göçüp gitmişti. Yataktaydı. Her ne kadar yaşı büyüse ve farklı

hayat görüşleri edinse de bu varoluş krizi yine onu avlardı. Çocukluğundan beri yanında olan

peluş oyuncaklarına baktı. Gözünden bir yaş damladı. Eskiden… annem yaşarken, babam

yaşarken, halam, Ahsen teyze, dayım, büyükannem, büyükbabam, babaannem ve

sayamadığım akrabalarım … Değer verdiğim Kezban T eyzem, Durmuş Amcam, Nursel

Öğretenim ve daha niceleri yaşarken... dünyayı sorgulayıp,

“potansiyelime erişme” arzusuyla

doluyken, okulumun “yükü” altında arkadaşlarımla da sosyalleşmeye çalışıp, bir yandan

şükretmeye çalışırken…

(Sonra düşündükleri bakış açısı ve hayatın akışına göre değişebilir. Ben bunu seçtim)

sonra eşine baktı. Hayatını düşündü. Şükredecek çok şeyi vardı. Ve o ne yaşıyorsa, hangi

hisleri hissediyorsa, insanlar da onları yaşıyordu. İnsandı ve her şeyi bilmiyordu. Gelecek

belirsizdi ve bazen korkuyordu. Çoğu zaman kendini sorguluyordu. Özlüyordu geçmişini,

unutulan sıcak hisleri, anıları ve sevdiği kişileri ve şefkat veren şeyleri. Bazı pişmanlıkları

vardı. Niye gönlümce sarılıp eğlenmedim? Ama her insan böyleydi, ve detayları düşününce

farkındalığı vardı geçmişte ve yapabildiğini düşündüğü kadar da yapmıştı bunları. Hayat ona

gülmüştü, şükredecek çok şeyi vardı. Başarı, sağlık, şu an yanında yattığı çok sevdiği eşi ve

ayak dibindeki köpeği, güzel evi, mışıl mışıl uyuyan sağlıklı ikizleri, alışa alışa kaybettiği

sevdikleri, başarılarıyla güzel izler bıraktığı dünya. Üstelik şu an çok genel düşünüyordu.

Hayatta çok farklı hisler hissetmiş, anılar yaşamış, şeyler görmüş, fikirler edinmişti.

Gelecekte katıla katıla güleceği, ağlayarak kendini boşaltacağı, gururu tadacağı, şaşıracağı,

hayran kalacağı, çocukluğun sıcaklığını, yaşlılığın soğukluğunu veya yaşlılığın sıcaklığını! ne

anlar olacaktı. Hayat felsefesi neydi peki? T anrı’ya kul olmak, hayvan olduğunu

“kabullenmek”

, dünyaya bir şey sunmak, iyi bir hayat yaşamak… İşte o bilgi de kendineydi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir korku hikayesi

Melodi Şiiri - Serçe

Ufuk - Serçe Dergisi şiiri